İstanbul Beylikdüzü 2.0

    Üç ay önce gerçekleşen minimal yer sarsıntısından sonra uzmanlar tarafından oturmanın tehlikeli olduğu buyruğuyla mühürlenen ve tehcir edildiğim Avcılar'daki evimden kopup düştüğüm nahiyedir Beylikdüzü'nün Büyükşehir Mahallesi. Şu anda Beylikdüzü'nün uzaklığı konusunda çeşitli ortamlarda yapılan bayati makamından bütün esprileri yapmak için yanıp tutuştuğumu bilmelisiniz. Ve evet, en Mehmet Ali Erbil sıvılığındaki espriyi yapan kişi dahil herkes kafa bulmalarında çok haklı. Beylikdüzü; insanı, sitenin dışına sürülmüş Antik Yunan vatandaşı gibi hissettirerek onun özlem duyduğu İstanbul'dan biraz daha uzaklaşmasının verdiği gönül burukluğunu kuvvetlendiriyor.

    Benim için Beylikdüzü'ne taşınmak hiç şart değildi. Ancak boğazıma kadar battığım bazı ailevi durumlar beni buna zorladı. Beylikdüzü benim için Tatilya'dan ve kuzenim Hüseyin Yıldız Anadolu Lisesi'nde okuduğu için oraya yerleşen dayımlardan ibaret jandarmanın baktığı bir dağ başıydı. Şimdiyse o okulla aramda neredeyse on adım var.

    Size biraz Beylikdüzü'nün insan profilinden bahsedeyim. Avcılar'da açılan galaktik bir portal vasıtasıyla gelinen bu nefretlik yerin meşhur çamlığında metalci gençler 2000'lerin başındaki gibi gece yarısı gitar, alkol yapmıyorlar artık. Hiç şahit olmadım. Aşırı Kemalist 65 yaş üstü pinpon tayfa ise çok fazla ve her taşın altından karşınıza çıkmaktalar. Hala kokuşmuş köhne düşünceleriyle semtlerinden İstanbul Belediye Başkanlığına taşıdıkları müteahhide duydukları sevgi ve desteği göstermek için naçizane 5 litrelik Hamidiye sularını sırtlarına yükleyerek osteoporozdan kaynaklı hastalıklarını nüksettiriyorlar. Milli bayramda bir bayrağı sallar gibi sımsıkı sarıldıkları- yer yer koltuk altlarına sıkıştırdıkları- Sözcü gazetesiyle de oldukça mağrur görünmekteler.

    Beylikdüzü'nde sitenin belli yerlerine konuşlandırılmış 'çarşı'lardan iki tanesi önemli yer tutuyor buranın sakinleri için. Birincisi Demokrasi Parkı'nın(Muhtarlık da burada) karşısındaki Aitrum, ikincisi ise çamlığın sonunda beliren Onur Market'in bulunduğu yapı. Onur'un yemen yamacındaki Enbey adlı dönerci mantığını çözemediğim biçimde her daim hayvani iş yapmakta. A, B ve C bloklarından oluşan Büyükşehir Konutları'nda en aşağıda bulunan ve metrobüsten diğer bloklara göre uzak olan C bloğun çevresinde 1 milyoncu, A101, Küçük Onur ve Bim bulunmaktadır. Beylikdüzü Spor Kompleksi de bu lokasyonun aguşundadır ve içinde türlü oyunlar dönmektedir. Ancak buraya düşmekle hem ilçeye, hem de kendime yabancılaştığım için bu oyunlara iştirak etmeyi hiç düşünmüyorum.

    Avcılar'da ev aldığımız fiyatla o sene(996) Büyükşehir Konutları'ndan 3 tane ev alınıyormuş. Günümüzdeyse tepetaklak olmuş her şey bize nanik yapmakta. Deprem işte..
    İnsan profilinin iyileştiği ve yerleşkenin düzeldiği söylense de Beylikdüzü benim için bir açık cezaevi görünümündedir. Bu görünüme sebep olan en büyük etken, Beylikdüzü'nün İstanbul'da bulunmasıdır. Sanki bir kudret beni mahkum etmiş ve İstanbul'un içinde İstanbul'dan uzak bırakarak cezam infaz ediliyor. Forsa olarak bir kadırgaya bindirilmiş ve buraya sürülmüşüm. Bari aheste çekelim kürekleri, mehtap uyanmasın. Bir alemi hayale dalan ab uyanmasın, imanıma.
    İstanbul tüm heybetiyle karşımda duruyor. Ben gidiyorum, gidiyorum, gidiyorum hiç varamıyorum, elimi uzatıyorum ama erişemiyorum ona. Beylikdüzü'nden ziyade Anadolu şehirleri bana sanki daha az kötü gelecek gibi ya, napalm bombs!?
    Ortaya'daki kullanıcı deneyiminizi geliştirmek adına çerezler kullanıyoruz. Bu siteyi kullanarak çerezlere izin vermektesiniz.
    KVKK ve Kullanım Koşulları